Ana Sayfa | Site Ağacı | Arama   
 
   Ana Sayfa







Geleneksel El Sanatları ve Giyim

1) Halıcılık :
a) Kırşehir’de Halıcılık: Kırşehir’de halıcılığın tarihinin XVII ve XVIII yy’a kadar uzandığı ve daha sonraki senelerde devam ettiği yazılı kaynaklara dayandırmak mümkündür. Bu yıllarda dokunan halılar özellikle “seccade” tipinde (110x170) ve Gördes düğüm tekniği ile dokunmuştur. Renklerinde genel olarak kırmızı,mavi,kahverengi,sarı,yeşil ve beyaz renkler hakimdir. Mevcut örneklerde kişi şaşırtmalı diziler çiçekler ve zikzak yaparak uzanan üçgene benzer motiflerle “gelin,ağlatan” desenin yer aldığı iki dar bordur arasında, çoğunlukla demet çiçekler, arapeli, leblebili su” örnekleri ile süslü,geniş bordür yer alır.

Halı zemini yan yana yerleştirilememiş ince dar kuşaklarla kuşatılır. Genellikle mihrabın bulunduğu bu bölümde, mihrabın altında ve üstünde dikdörtgen çerçeveler görülür. Günümüzde halkın “sandık” adını verdiği bu kısım birkaç parçaya ayrılır ”lale” laleye benzeyen ya da kelebeği andıran bitkisel desenlerle doldurulur. Bazı örneklerde yatık(s) şekilli ejder figürleri ile bezenir. Mihrabın içi çoğunlukla boş bırakılır veya lale vb... çiçeklerle süslenir.Mihrab iç yüzünün kenarları” küpe” şeklinde kuşaklarla kuşatılır. Mihrap tepeliğinin çevresinde ibrik motifleri bulunur. Mihrap üstü boşluğu ise sandık bölümündeki çiçeklere benzer motiflerle doldurulur.

Kırşehir halılarının XIX yy örnekleri küçük ayrılıklar dışında, teknik ve motif bakımından önceki dönemin halılarını andırır. Bu döneme ait örneklerde halıların dar kenarlarında “gelin ağlatan” motifi şaşırtmalı küçük çiçekler ve zikzak yaparak uzanan geometrik desenler bulunur. Geniş kenarlarında, günümüzde “deve tabanı” diye anılan örnekler “ladik gülü” deseni, kelebeye benzer çiçekler ve “damat çiçekleri” yer alır. Sandık bölümünde kelebeğe benzeyen çiçekler “arapeli” motifi, balığa benzer süslemeler “ ve hayvan figürleri” görülür. Ejderler erken dönemdeki gibi yatık (s ) şekilli kavisler çizerek işlenir. Köşelere ise çoğunlukla sinek figürleri işlenir.

Kırşehir halılarının geleneksel motifleri birinci dünya savaşı yıllarına kadar sürmüştür. Daha sonraki yıllarda pamuk iplik ve sentetik boya yaygınlaşmıştır. Başlangıçta yörede sadece seccade halısı dokunurken “ sedir halısı, yolluk halısı, oda halısı (kelle ) halı minder” tipleri ortaya çıkmıştır. Halıların genel şeması önceki dönemlerin karakterini taşımakla birlikte, mihrap üstü boşluğuna küçük çiçekler, ibrik motifleri ve günümüzde “kandilli su” diye anılan geometrik ve bitkisel desenlerin karışımı süslemeler işlenmeye başlanmıştır. Halı zemininde küçük bir göbek (top) yer alır. Bu arada “el-ayak” gibi sembolik motifler dikkati çeker. Bu motiflere “model” denilmektedir. Modeller genelde ezber yada daha önce dokunmuş bir halıya bakılarak çıkartılır.

Günümüz halıları ismini verdiğimiz 1950 yılından bu yana dokunan Kırşehir halıları oldukça şekil değiştirmiştir. Yaklaşık 1960 yıllarına kadar Kırşehir’in hemen her köyünde halı dokunduğu bilinmekteyse de bu gelenek günümüze Özbağ ve Kızılca köyü ile Karacaören, Dalakçı ve Gümüşkümbet köylerinde kısmen sürdürülmektedir.

Günümüzde dokunan halıların çözgü ve atla ipleri pamuk düğüm ipleri yündür. Her tarafı yün örneklerde mevcuttur. 1950 yıllarına kadar iplik kök boya ve doğal boyalarla renklendirilmiştir. Bu tarihlerden sonra tamamen sentetik boyaya dönülmüştür. Buna güre “kırmızı renk kök boya tosbağa (kaplumbağa) otundan,sarı renk karamik otu, ceviz kabuğu ve samandan, yeşil renk ceviz yaprağı, çekri ve üzüm çekirdeğinden gri renk ayçiçeği ve yarpuz otundan,beyaz renk (bej) soğan kabuğu ve sergil otundan elde edilmektedir. Günümüz halılarında kırmızı, kahverengi, yeşil- mavi karışımı (boz) sarı, beyaz ve turuncu renkler hakimdir.

Kırşehir halılarında eskiden “gömme ıstar” denilen, bir ucu tavana dayalı, bir ucu toprağa gömülü tezgahlar kullanılmaktaydı. Günümüzde modern tezgahlara dönülmüştür. Yöremizde tezgaha dik gerilen iplere “eriş” yan atılan iplerede “arageçgi” ( argaç) ismi verilmektedir. Halılarda Türk düğüm tekniği kullanılmakta, dokuma esnasında “kirkit, bıçak, makas ve tarak” dan yararlanılmaktadır. 20 çift ipe “çile” denilmektedir. Çile sayısı halıların büyüklüğüne ve küçüklüğüne göre değişmektedir.

b- Mucur Halıları: Kaymakamlarda 17. ve 18. yüzyıllarda mucur halıları genellikle seccade tipindedir. Yün malzemeyle, çift düğüm tekniği ile dokunmuş, kök ve doğal boyalarla renklendirilmiştir.

Halıda kırmızı, kahverengi, sarı, mavi, mor ve yeşil renkler hakimdir. Söz konusu yüzyıllara ait halılar dıştan içe doğru gittikçe büyüyen üç kuşakla çevrilidir. İlk bordürde, testere dişi renginde bir ters bir düz yerleştirilen üçgenler görülür. Biraz daha büyütülen ikinci kenarda, birbirine simetrik yerleştirilen ve sürekli tekrarlanan eve benzer motifler yer alır. En içindeki geniş su üzerinde ise, karelerin içindeki eş kenar dörtgenleri dolduran çok yapraklı top çiçekleri bulunur. Çiçekler bir açık bir koyu renkle işlenir. Baklava deseninin kenarını doldurarak kareyi tamamlayan köşelerde ise, yine bir açık bir koyu renkle süslenen “elibelinde” motife benzer desenler dikkati çeker.

Halı zemini, içi çiçeklerle bezeli, baklava şekilli desenlerden meydana gelen, ince bir bordürle kuşatılır. Orta alanda çoğu kez tek yönlü bir mihrap bulunur. Mihrap iki, üç bazende dört kuşakla çevirilir ve merdiven halinde daralarak yükselir. Tepe noktasında “elibelinde” motifi ile son bulur. Halının köşelerinde, günümüzde halk arasında “kandilli su” diye anılan yan yana dizilmiş üçgen motifler görülür.

20. yüzyılın başlarında mucur halıları, tip ve desen açısından, küçük ayrıntılar dışında, bir önceki dönemin gelenekselliğini sürdürürler. Ancak malzeme ve renk bakımından bazı değişiklikler görülür. Kök ve doğal boyaların yerini sentetik boyalar, yün ipliğin yerini pamuk alır.

Mucurda halı dokuma geleneği 1950 yılından buyana Mucur merkez ile Şatıroğlu, Dalakçı, Acıöz, Gümüşkümet, Budak, Yazıkınık köylerinde devam etmektedir. Günümüz mucur halılarında çözgü ve atkı ipi pamuk, düğüm ipi yündür. Daha çok hazır fabrika ipliği tüketilmektedir. Yörede halı dokuma tezgahına “ıstar”denir. 1950 yıllarına kadar “kertik ıstar” diye anılan yan tahtalar yivli, bir ucu tavana dayalı, bir ucu toprağa gömülü dik astarlar kullanılmıştır. Bu tarihten sonra “mengeneli” modern ıstarlar gelişmiştir. Halı temizlenmiş yapağından çözgü ve atkı ipi ile yapılır. İlmelik yapağıları elde ayrılır. Fitil yapılır ve sürmek elde edilir. Çıkrıkla bükülür, koçlanır, geleplenir, boyanır. Çözgü iplikleri dayanıklı olsun diye 4-5 kat yapılır. Çözgü ipliği boyanmaz. Dokunma sırasında “kirkit, makas, bıçak ve taraktan faydalanılır. Dokumada Türk düğüm tekniği kullanılır.

Bir halı üzerinde dıştan içe doğru yöresel deyimlerle, “dar su, sandık, top ve köşe” bölümleri bulunmaktadır. Bunlardan her biri ayrı desenlerle süslenmektedir.desenlerin kenarları “tilif” denilen ikinci bir çizgi ile çevrilmekte, model adı söylenirken “tilifli” yada “tilifsiz” olduğu söylenmektedir.

Günümüz halılarında dar su üzerinde bir ters bir düz yerleştirilmiş üçgen şekilli küçük motifler bulunur. Halk arasında “sıçan dişi” diye anılan bu desenlerin yerinde bazen “gelin ağlatan” motifi görülür. “Halk dokumasını bilmeyen yeni gelinin halı dokumasını ilk öğrenişi sırasında çektiği zorluklar karşısında, kendini tutamayarak ağlaması” sonunda bu ismi alan desen aslında, bir ters bir düz yerleştirilen çiçek veya yaprak modellerinden meydana gelmektedir.

Mucurda halı göbeğine genelde top denir. Günümüzde dokunan seccadeler genellikle göbeklidir. Top bulunmayan örneklerde mihrap iç içe girmiş birkaç mihrap günümüzde işlenir. Her mihrabın zemininde ayrı bir denklik işlenir.

Mucur halklarında (el, ayak) sembolik motifler de görülür. Daha çok yastık halılarında rastlanan bu desenler halının köşe bölümünde işlenir. İnsan eline benzeyen “el” motifi hayvan pençesine de benzetildiğinden, “peçe” isminle de bilinir. “ayak” motifi ise “kurt” ve tarak ismiyle anılır.

1950 yıllarında dokunan Mucur halılarında daha çok seccade yastık, sedir (divan) ve taban halısı tipleri yaygındı. Son yıllarda yastık ve sedir halısı dışındaki örnekler terkedilmiş durumdadır. Yastık halıları genellikle 100*60 cm boyutlarındadır. Ve takım halinde dokunur. Halk arasında 6 adet yastığa bir takım denir. Pey-peşe dokunan bu halıların desenleri tek tiptir.

Sedir halıları genellikle 3, 50 –4 m. Boyutlarındadır. Sedir üzerine serilmek için dokunurlar. Halk arasında “serendaz” (baş halı) ismiyle de bilinen bu örnekler yaşlıların ifadesine göre “eskiden odalarda pencere altlarında bulunan sedirler üzerine, ya da odanın ortasına serilmekte, kenarlarında kalan boşluklara Seccade halılarıyla doldurulmaktaydı” bu nedenle de “baş halı” ismini almaktaydı.

2) Taş İşlemeciliği: (Onyx): İlimizde halı tezgahlarının birer birer kaldırıldığı, bu dönemde taş işlemeciliği önemli bir uğraşı haline gelmiştir. Son yıllarda turizmin canlılık görülmesi üzerine hergün sayısı ve çeşidi çoğalan turistik eşya imalinde kullanılan taşın, yurt dışında da alıcı bulması bu iş kolunu insanları yeniden yöneltmiştir.
Kuşaktan kuşağa geçip yaşatılan taş oymacılığı Türk Kültürünün ince beğenisini ve Anadolu’muzun kendine özgü motiflerini yansıtmaktadır.

İlimizde taş işleneciliği 1944 yılına dayanmaktadır. 1949 yılında Sanat Enstitüsünün öncülüğünde taş işleneciliğinde Abdullah Ercan ve Haşmet Özbilek adlı öğretmenler tarafından Makinalı üretime geçildi. Teknik Lisede başlayan taşçılığın tanıtımında ilk işyerini 1955 yılında oyan Orhan Baycan ve Adnan Özbey yapmışlardır. O yıllarda sadece iki atelye varken günümüzde turistik nitelik gösterdiğinden bu atelyelerin sayıları artmıştır. 1933 yılında Almanya’dan Hitler diktatörlüğünden kaçıp II. Dünya Savaşı yıllarında geçici bir süre için Kırşehir’e yerleştirilen Almanlar arasında bulunan Prof. Dr. Frizt Baade 1945 yılında tekrar ülkesine dönerken götürdüğü Terme taşını Almaya’nın Kiel şehrindeki evinde atelyesinde Vazoya dönüştürmüştür. Daha sonra Prof. Baade bu vazonun Kırşehir’e armağan edilmesini vasiyet etmiştir. 1954 yılında Vazo 1984 yılında torunu Arkeolog Doktor Hans Peter Laguer tarafından Kırşehir Müzesine armağan edilmiştir.

2-Mahalli Kıyafetler:

Kadın Giysileri:
ÜÇ ETEK: Bıçak burnu yada zincirli diye adlandırılan kumaştan yapılır. Etek üç parçalıdır. Parçaların kenarları işlemeli olduğu gibi düzde olabilmektedir. Kollar ya uzundur ya da kolsuzdur. Kol ağızları düz veya listikli olabilir. Eteğin önündeki parçaları kıvrılarak kuşağın altına sokulur.

KUŞAK: Üç eteğin üzerinden bele bağlanır. Yerine göre Trablus kuşak geniş tokalı ve deri, madeni kemerle kullanılır. Kuşak uçlarında püskül şeklinde ponçak denen karışık renkli püskül bulunmaktadır.

ŞALVAR (don): Genellikle koyu renkli zemin üzerine küçük çiçekli ve kendinden yollu kadife kullanılır. Belleri uçkurlu, paça ağızları düğmeli ya da lastikli olur. Peyik kısmı genişçe, parçalar bol bir şekilde dikilir.

YAZMA (Tülbent): Fesin üzerine değişik renklerde pullu tülbent ya da oyalı yazma örtülür. Ayrıca tülbentler kenarları pulu değişik renklerde boncuklarla bezenmiş şekildedir. Tülbent, arka uçlarının birisi alınır, çene altından başın üzerine atılarak toka ile tutturulur. Orta yaşlılar ve yaşlılar bunun üzerinden siyah renkte ayrı bir tülbent bağlarlar.
AYAKKABI (Yemeni): Altı kösele uç kısmı kıvrıktır. Alçak topukludur. Genellikle siyah, kahverengi ve kırmızı deriden yapılır. Zenginler ve yaşlılar (lapçin) denilen topuklu ve içiçe iki ayakkabı giyerler. Ayağa işlemeli iplik ya da yün çorap giyerler.

GELİNLİK ENTARİ: Giysi keten kumaştan yapılır. Genellikle koyu renktedir. Entarinin üzerine kuşak bağlanır. Başa fes giyilir. Üzerine tülbent ve poşi bürünülerek duvak şekline sokulur. Yüz kapatılır. Duvağın üzerine büyükçe bir örtü örtülüp üzerinden yan tarafa doğru çekilip bağlanır. Ayağa çorap ve kundura giyilir. Entarinin önü göğüs kısmına kadar açıktır. Entarinin üstüne çeşitli altın ve boncuklar takılır.

Erkek Giysileri:
GÖYNEK: Genellikle ketendir. Bazen ipeklidir. Zemin beyaz, gri ya da siyah düz desenlidir. Yakasız astarlı, uzun kollu sedef düğmelidir.

DELME YELEK(Cemadan): Siyah, lacivert ya da koyu yeşil renkli çuhadan yapılır. Kolsuzdur. Üç ya da dört düğme ile iliklenir. Göğüs üstü karın üstüne kadar açıktır. Sade olduğu gibi işlemeli de olabilir.

ŞALVAR: Kumaşı yelekle aynıdır. Uçkurlu ve astarlı olarak dikilir. yandan cepli paça kısmı dardır. normal peyiklidir.

KUŞAK: Beyaz yünden üç-dört metre uzunluğundadır. Bir ucu püsküllüdür. Şalvar ve gömleğin üzerinden bele bağlanır. Sağ taraftan şalvarın üzerine sarkıtılır.

ÇORAP: Ayağa beyaz yün çorap giyilir. Bu çorap, iş zamanlarında ve oyunda şalvarın üzerine çekilir. Diz altından uçları püsküllü yün bağıyla bağlanır.

TAKILAR: Erkeklerde boyunda muska ya da murtlak, kuşak arasında tütün ve para kesesi, yelek üzerinde gümüş köstek ve saat, yelek cebinde ayna, tarak, enfiye kutusu gibi takılar bulunur.

Kadınlarda gerdanlık ve kolye, bileklerde gümüş ve altın bilezikler, parmaklarda yüzük kulaklarda küpeler takı olarak kullanılır.





Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 1230 kez gösterilmiştir.